DOLAR
32,3565
EURO
34,4292
ALTIN
2.435,74
BIST
9.814,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Rüzgar ve güneş enerjisi artırılmalı!

Rüzgar ve güneş enerjisi artırılmalı!
30 Mayıs 2023 15:05
4
A+
A-

[ad_1]

Hibrit projelerin de desteklenmesi, depolama sistemlerinin geliştirilmesi gibi konuları vurgularken, rüzgar ve güneş enerjisinin cari açığın azaltılmasındaki kritik rolünün bir kez daha ortaya konduğuna dikkat çekti.

class=”medyanet-inline-adv”>

Karbon ve yenilenebilir enerji dünyaları arasındaki gel-gitler görülüyor

Cem Özkök,
Enerji Yatırımcıları Derneği (GÜYAD) Başkanı

Öncelikle güneş ve rüzgâr kaynaklarını kendisine entegre etmemiş bir enerji dünyasının tasarlanamayacağını vurgulayarak söze başlamak isteriz. Rapor, karbon dünyası ile yenilenebilir enerji dünyası arasındaki gel-gitleri çok açık bir şekilde vurgulamaktadır. Türkiye için karbon bazlı kaynaklar, doğal gazı da bunlar arasında saymaktayız, aynı zamanda bir cari açık ve enflasyon etkenidir. Bir başka deyişle, konu sadece yeşil mutabakat, küresel ısınma ya da bir çevre sorunu olmayıp aynı zamanda bir ekonomik istikrar ve refah sorunudur. Yeri gelmişken, aynı durumu fark eden dünya ekonomisin devlerinden ABD’nin konu ile ilgili olarak yenilenebilir enerji için özel bir kanunla teşvik mekanizmaları açıkladığını da vurgulamalıyız. Benzer bir aksiyon alınmasının gerekliliği Türkiye için de geçerlidir.

class=”medyanet-inline-adv”>

Sektör raporu değerlendirdi: Rüzgar ve güneş enerjisi artırılmalı

Hibrit projeler desteklenmeli

Karbon kaynaklarının kapasitelerin arttırımı günümüz konjonktüründe kabul edilebilir bir senaryo olmadığına göre, değerlendirmelerimizi bu çerçevede yapmamız gerekiyor. Maksimum ve minimum sevide rüzgâr ve güneşten faydalanıldığı senaryolar, karbon bazlı kaynakların kullanım oranının ciddi ölçüde etkilendiğini gösteriyor. Her bir karbon kaynaklı elektrik üreticisi için rüzgâr ve güneş kaynaklarına dönüş ya da başka bir ifadeyle, hibrit projelerin desteklenmesi, politikalar arasında yer alması gereken bir durumdur. Doğal gaz santralinin kapasitesinin teşvikli güneş ya da rüzgarla desteklenmesi üzerine çalışmalar yapılarak hem kaynak maliyeti azaltılmalı hem de kaynak istikrarı bakımından bir geçiş dönemi sağlanmalıdır. Bu noktadan hareketle hem sistem dengesi için hem de gelir dengesi için hibrit yatırımların teşvik edilmesi çok önemli. Bu yapılırken santrallere yan kaynak sağlanması için gerekli olan destek mekanizması ve rakamları projelerin yapılabilirliğini sağlayacak düzeyde olmalıdır.

Depolamada bireyler de teşvik edilmeli

class=”medyanet-inline-adv”>

Rüzgâr ve güneşin fazla olduğu senaryoda depolamanın ne kadar elzem olduğu ortaya çıkmaktadır. Depolama konusunda hem bireyler hem de kurumlar ayrı ayrı mekanizmalarla teşvik edilmelidir. Depolama ve yenilenebilir enerji dönüşümünde sadece alım garantisi değil vergi indirimi gibi kolaylıklar da gündeme alınmalıdır. Özellikle vergi harç ve benzeri mükellefiyetlerde yapılacak indirimlerin sürece yayılmadan ani sonuçlu olması sisteme olan güveni arttıracaktır. Finansmanda aksaklıklar düzeltilmeli Diğer taraftan düzenlemelerin her bir projenin finansman ayağı olduğu dikkate alınarak yapılması şarttır. Gelirin ya da gider indiriminin garantilenmiş olması halinde finansman bulma imkanı kolaylaşacaktır. Konuya ilişkin fonların oluşturulması önemlidir. Kitle fonlaması, enerji kooperatifi gibi yaklaşımların beklenen sinerjiyi yaratmadığı gözlemlenmiştir. Aksaklıkların tespit edilmesi ve düzenlemelerin buna göre yapılması önemlidir.

Vergisel indirimlere sertifika

Bunların yanı sıra yenilenebilir enerji yatırımları ve kullanımları için çıkarılacak vergisel indirimler sertifikalandırılarak satılabilmeli, bireysel kullanıcılar için gelir veya emlak vergisi gibi kalemlerde indirim sağlanabilmelidir. Enerji verimliliği bazlı sözleşmeler şablon çerçeve sözleşmelerle finansman sağlanabilmesi için mevzuatta net bir yere sahip olmalıdır. Bu sözleşmelerin finansman teminatı olmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılması piyasadaki dönüşümde eksponansiyel etki yaratacaktır.

class=”medyanet-inline-adv”>

Cari açık ve faturaları düşürme imkanı var

İbrahim Erden,

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı

Raporun son dönemin en önemli ve popüler konularından biri olan yenilenebilir enerjinin şebeke entegrasyonunu değerlendirmek açısından çok faydalı olduğu kesin. Biz, ithal kaynakların azaltılmasının Türkiye için öncelikli hedef olması ve rüzgar ile güneş enerjisi kullanımının azami seviyede arttırılması gerektiğine inanıyoruz. Bu bağlamda, raporun çok önemli iki çıktısının olduğunu düşünüyoruz. Birincisi, yerli ve temiz birer kaynak olan rüzgar ve güneş kurulu gücünün artmasının cari açığın azaltılmasına olumlu etkisi ve yakıt maliyeti olmamasının yüksek önemi. İkinci olarak da aslında elektrik faturalarının azaltılması yönünde de olumlu etkisinin direkt tüketiciye kadar yansıması gösterilebilir.

class=”medyanet-inline-adv”>

Sektör raporu değerlendirdi: Rüzgar ve güneş enerjisi artırılmalı

Sübvansiyon sürekli olmamalı

Sübvansiyonun serbest piyasa yapısı üzerindeki olumsuz etkilerini yıllardır görüyoruz. Ne yazık ki bu nedenle ve elektrik üretimi ile elektrik ticaretinde rekabetçi bir yapının oturtulması tam olarak sağlanamadığından, rekabetçi kaynak olan rüzgar ve güneş enerjisi doğalgaz ve kömüre göre elektrik üretiminde daha düşük paya sahip durumda. Bilindiği üzere, elektrik piyasasında sübvansiyonun sona ermesine özellikle yaşlı santraller hiçbir zaman hazır olmazlar, çünkü azalan rekabet güçleri ancak bu şekilde sürdürülebilir kılınabilir. Son yıllarda peş peşe yaşadığımız gelişmelere baktığımızda, sırasıyla Kovid-19 pandemisi, küresel enerji krizi, enflasyonist ortam, büyük tedarik zinciri problemleri ve Rusya-Ukrayna savaşı, mevcut elektrik üretim santrallerinin her daim emre amade tutulması gerekliliğini yadsımamak gerekir. Özellikle geçen yıldan itibaren aşırı derece yükselen enerji maliyetleri devletler için çeşitli sübvansiyon sorumluluklarını da ortaya çıkardı. Ancak, hem ülkemizin rüzgar ve güneş potansiyeli, hem yatırımcı iştahı hem de son durumda oluşan proje arzı koşullarına bakarak diyebiliriz ki, “Rüzgâr ve Güneşin Fazla Olduğu Senaryoya” son derece yakın bir hedefi takip etmeliyiz. Elbette tedarik zinciri sorunlarının çözülmesi, imalat, inşaat ve devreye alma koşullarının iyileştirilmesi ve konvansiyonel sistemlerin de ömrünü doldurdukça devreden çıkmasının uzun dönemli bir planlama ile şeffaf bir şekilde ortaya konması gerekmektedir. Son olarak, üretimde ya da tüketici tarafında sübvansiyon uygulamaları ancak zaruri durumlarda ve piyasa yapısına ancak kısa süreli müdahaleler için kullanılmalı, sürekli uygulamalar olarak değerlendirilmemelidir. Bu uygulamaların uzun süre devam etmesi durumunda verimsizliğe ve israfa yol açacağı açıktır.

İletişim ve paylaşım önemli

Kamudan öncelikli beklenti, paydaşlarla birlikte belirlenmiş uzun dönemli yol haritası ve bunu destekleyici mevzuat, süreç yönetimi ve finansman paketlerinin yol haritasına entegresidir. Yatırımcılara santraller için kapasite tahsisleri öngörülebilir şekilde yapılırken, tahsis edilen kapasitelerin atıl durumda kalmasının kontrolünü sağlamak da kamu tarafından yapılmalı, devreye alınamayacak kapasite tahsisleri iptal edilerek yeniden proje arzına aktarılması sağlanmalıdır. Ayrıca, YEKA RES 3 gibi ihalelerde görünen “hızlı devreye alma” durumunda ek teşvikler getirilmesi piyasada ciddi bir motivasyon yaratacaktır. Özel sektöre bu konuda kamu kurumlarıyla ve diğer paydaşlarla sürekli etkin iletişim içinde kalarak her konuda bilgi paylaşımını sağlamak ve kamuyu en verimli istikamette yönlendirerek destek olmak düşüyor. Örneğin, son dönemdeki kapasite tahsisleri ile piyasaya yeni giren yatırımcıların bilgilendirilmesi STK’lar tarafından sağlanabilir. Özel sektörün de sektörel STK’lar aracılığı ile proje geliştirme, yatırım, işletme ya da imalat gibi süreçlerde yaşanan sıkıntıları kamu ile düzenli iletişim dahilinde aktarması son derece önemlidir.

Yenilenebilirde verimlilik artışı daha fazla

Kısa vadede elektrik ekipmanları maliyeti artmış olabilir ama diğer kaynakların ekipman maliyetleri de de aynı veya daha fazla artığı için rekabet açısından etkisini düşük görüyoruz. Hatta doğalgaz ve kömürden üretimde verimlilik aynı seviyelerde kalırken, rüzgar ve güneşte hemen her yıl gelişen ve piyasaya sürülen yeni model ekipmanlarla verimlilik artışları da sürekli devam etmektedir. Maliyetlerin arttığı şüphesiz, fakat finansmanı kolaylaştırıcı ve artan maliyeti alım fiyatlarına yansıtma imkanı veren bir formülle daha sağlıklı tanımlandığı “Yeni YEKDEM” gibi destekleme mekanizmaları yatırımların finansman bulması için kolaylaştırıcı olacaktır.

Arz güvenliği açmazına karşı yenilenebilir enerji

Osman Çotuker,
Kontrolmatik İş Geliştirme ve Pazarlama Müdürü

Enerji sektörüyle ilgili detaylı çalışmalara imza atan bir kurum olarak SHURA’nın yaptığı araştırmaları önemsiyoruz. Yenilenebilir enerji kaynaklarının içinde bulunduğumuz arz güvenliği açmazından kurtulmamız için en önemli bileşen olduğu ortada. Yenilenebilir kaynakların bugüne kadar dile getirilen en büyük sıkıntısı değişken kaynak oranları, dolayısıyla “baz yük santraller” haline gelmelerinin mümkün olmamasıydı. Şimdi depolama teknolojileri sayesinde bu değişkenlik de ortadan kalkıyor ve yenilenebilir santraller de “baz yük santraller” haline geliyor. Bu yenilenebilir enerji sektörünün önünü büyük bir hızla açacak devrim niteliğinde bir gelişme. SHURA’nın raporundaki “Rüzgar ve Güneşin Fazla Olduğu Senaryo”yu her halükarda yakalamak durumundayız ve yakalayacağız.

Sektör raporu değerlendirdi: Rüzgar ve güneş enerjisi artırılmalı

Sübvansiyon rutin uygulama

Sübvansiyon sistemi her ülkenin kendi ekonomisinin bileşenlerini desteklemek için zaman zaman başvurduğu bir yöntem. Ülkemiz büyümesini sürdüren bir ekonomi. Dolayısıyla enerji ihtiyacımız artıyor. Ayrıca nüfusumuz da 84 milyon civarında, enerjinin sürekliliğini sağlamak durumundayız. Günün gereklerine göre enerji sektörünün gelişmesi, ülkemizin kendi kaynaklarını değerlendirmesi, enerji kaynakları temininin bütçeye yük olmasının önüne geçilmesi ve en nihayetinde son tüketiciye daha ucuza elektrik sağlanması sonucunu getirecek sübvansiyonların kullanılması da son derece rutin uygulamalar. Piyasa oyuncularının da mevcut şartlara göre pozisyon alacaklarını düşünüyoruz.

Depolama teknolojileri sektörün önünü açacak

Biz enerji depolama sistemleri ve teknolojileri üreticisi bir grup olarak sektörün önünü açacak kritik bir noktada bulunduğumuzdan, üzerimize düşen ilk görev, üretime devam etmek. Halihazırda bu alanda ihtiyaç duyulan birçok bileşeni ülkemizde üretiyor olmakla birlikte, her şey planlandığı gibi giderse Haziran ayı içerisinde ilk fazını hizmete almayı planladığımız Pomega Enerji Depolama Teknolojileri Giga Fabrikamızı devreye aldığımızda, kalan fazları da hızla tamamlayarak hem ülkemizdeki hem de ülkemizi çevreleyen geniş bir coğrafyadaki enerji depolama teknolojileri ihtiyacına cevap vereceğiz. Önceliğimiz fabrikamızı bir an evvel seri üretime başlatmak. Bunun dışında sektör geneline katkı sağlayacak çalışmalardaki rolümüzü ve katkımızı artırmaya devam edeceğiz

3 GWh/yıllık pil hücre üretimi hedefi

Kontrolmatik Teknoloji olarak yaklaşık 33 ülkede faaliyet gösteriyoruz ve 4 kıtadaki farklı sektörel dinamikleri ve trendleri yerinde takip edebiliyoruz. Burada gördüğümüz ise, daha yaşanabilir ve yeşil bir gelecekte yaşamak istiyorsak, karbon-nötr hedeflerini yakalamak istiyorsak yenilenebilir enerji santrallerinin şebekelerdeki kurulu gücünü dağıtık bir şekilde artırmalıyız. Fakat başta ülkemizde olmak üzere birçok ülkede şebeke altyapıları bu artışa gerektiği hızda cevap veremiyor. Bu kısıtı çözebilecek teknoloji ise batarya tipi enerji depolama sistemleri. Avrupa ülkeleri, ABD, Çin ve Avustralya gibi birçok ülkede enerji depolama sistemlerinin gerekliliği artık tartışılmıyor, siparişlerini garanti altına almak için giga kapasitelerde çerçeve anlaşmaları imzalıyorlar. Türkiye’deki depolama RES/GES önlisanslarının dağıtılmasıyla birlikte, batarya tipi enerji depolama sistemleri önümüzdeki 3-4 yılda yaygınlaşacak ve daha öngörülebilir ve esnek bir şebeke altyapısına biz de sahip olabileceğiz. İştirakimiz Pomega Enerji Depolama Teknolojileri, 2023 Haziran ayında 500 MWh/yıllık ilk kapasitesiyle lityum-iyon (LFP) pil hücresi seri üretime başlayacak ve 2024 yılına kadar kademeli olarak kapasitesini artırarak totalde 3 GWh/ yıl kapasiteye ulaşacak. Bu şekilde hem ülkemizin hem de Avrupa, Afrika gibi civar bölgelerin enerji depolama sistemi ihtiyaçlarını Ankara’daki fabrikamızdan karşılayabiliyor olmak Kontrolmatik ailesi olarak bize gurur veriyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.